NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR
Host unlimited photos at slide.com for FREE!

Kategori: NEDEN NAMAZ

Bir gün öğle ezanları mü’minleri Allah’la buluşmaya çağırırken, sevgi, heyecan

ve şevkle mescide gidiyordum. Çevremdekilere, “Duydunuz mu? Aşağıda

toplantı var. Hemen hazırlanın” dedim.

“Toplantı” ne efsunlu bir kelimeymiş ki, insanlar bir anda şaşırıp, katılmak

zorunda olduklarını hissettirir bir hayıflanmayla, “Haberimiz yok” diyorlardı.

“Öyleyse şimdi haberiniz oldu” dedim. “Hemen abdestinizi alın ve koşun.”

Bizim için bir vakit namaz binlerce toplantıdan, buluşmadan, sohbetten önemli

değil mi? “Namaz uykudan hayırlıdır” diyen Hz. Bilâl (r.a.), aynı zamanda

namazın her şeyden hayırlı olduğunu söylemiş olmuyor mu? Devam ettim:

“Askerde komutanımız çağırsa koşarak huzuruna çıkarız. Oysa bizi şu anda

huzuruna çağıran, Kumandan-ı Akdes’tir. Ezel ve ebed Sultanıdır. Dünya ve

âhiretin Hâkimidir. Kim Ona hayır diyebilir?”

Bir arkadaşım, “Namazı vaktinde ve cemaatle kılmak çok iyi. Ama nefse ağır

geliyor” dedi. Ben aksini düşünüyorum. Namazı vaktinde kılmak, çok hafif ve

lezzetli. Asıl onu ertelemek, nefsime ağır geliyor. Namazı kılınca aklım, kalbim,

ruhum ve hattâ nefsim rahatlıyor. Namazımı her hatırladığımda, “Ohh, namazımı

kıldım” diyorum. Ya namazı ertelediğiniz vakitleri düşünün. Her hatırlayışta,

Şu namazı bir kılsaydım” diye bütün varlığınız bir cenderede sıkılmıyor mu?

Namazı kılıp en fıtrî görevinizi yapıncaya değin sanki dünya kadar bir kayanın

altında eziliyormuş gibi olmuyor musunuz? Vaktinde kılıp bu acı ve ıztıraptan

kurtulmak, üstelik cemaatle kılıp 27 kat fazla sevap almak varken niye ruhunuzun

bir mengenede sıkılmasına dayanabiliyorsunuz?

“Namazı vaktinde kılmayı, en faziletli amel” olarak niteleyen Sevgili Peygamberimiz

(a.s.m.), aynı zamanda bizi bu cendereden kurtarmış olmuyor mu?

Namazı geciktirirseniz, ona önem vermediğinizi göstermiş olursunuz. Erteleyen,

ihmal eden, önem vermeyen unutur da. Allah’ın daveti nasıl geciktirilir, nasıl unutulur, O en büyük Sevgiliyle buluşmak nasıl ihmal edilir; havsalanız alıyor

mu?

Namazı ertelemekten, geciktirmekten, unutmaktan kurtulmak istiyor musunuz?

İşte size en kestirme yol: Onu en büyük işiniz kabul edin, hayatınızı namaza

göre programlayın. Kâinatın Sahibi sizi huzuruna çağırdığında ilk işiniz, elinizdeki

her şeyi fırlatıp, “Geliyorum Rabbim” demek ve namaza koşmak olsun.

Hatta vakit gelmeden hazırlanın, heyecanlanın. Ölümden hayata kaçanların koştuğu

gibi koşun ibâdete.

Rabbimiz, “Ey mü’minler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah’ı

zikre koşun, alış verişi bırakın. Bilirseniz böyle yapmanız sizin için daha

hayırlıdır” (Cuma: 9) diye buyurmuyor mu? Sadece Cuma için değil, beş vakit

için cemaate koşun. Göreceksiniz, o zaman meleklerin ruhaniyatı ruhunuzu kuşatacak,

tüm hayatınız heyecanla ve verimlilikle dolacaktır. Unutur musunuz?

Ertelemek yüzünden mahrum bırakılırız namazdan. Küser bize ibadetimiz ve

yalnız, yapayalnız bırakılırız yeryüzünde. Yetim kalmak nedir bilir misiniz? Ya

ıssız bir çölde terk edilmek? Kimse Allah’ın terk ettiği, yapayalnız bıraktığı kadar

yalnız değildir. Erteler misiniz?

Hayır, bizi yalnız bırakmıyor O. Günde beş defa Ona çağıran mesajlar çınlıyor

kulaklarımızda. Ve her günün binlerce dakikası boyunca onu anlatan çiçeklerin,

böceklerin, kelebeklerin, yıldızların arasında yaşıyoruz hayatımızı. Bizi

yalnız bırakan biziz. Sahibinden kaçıp ıssız çöllerde kaybolan küçük kedi kimi

suçlayabilir?

Anlamakta güçlük çekiyorum: Misafiri olduğum bir genel müdürü bakan telefonla

aramıştı. Yıldırımdan kaçarcasına telefona nefes nefese koşmuştu genel

müdür. Telefona saldırışını gördüğümde ölümden kurtuluşunun bu telefonla gelecek

haberde olduğunu sanmıştım. Öylesine önemli bir insan sizi aramış olsaydı

heyecanlanmaz mıydınız? Vicdanınıza sorun: Şimdi cumhurbaşkanı sizi arasaydı,—

onu ister sevin ister sevmeyin,—saatlerce bekletebilir miydiniz? Bırakın

saatleri, bir dakika gecikir miydiniz? Ama bizim beklettiğimiz basit insanlar değil.

Bizi bıkmadan davet eden Allah’ı bekletiyoruz.

Cemaatle namaz kılmak heyecanıyla camiye koşmak için dede olacağımız yılları

mı bekliyoruz? Kimi zaman ucuz ürün kampanyalarında saatlerce bekleyenler,

camide 5 dakika beklemekle ne zenginliklere ulaşabileceklerini bir bilselerdi!

Ama biz, kâinatın ibadetini ve üstünlüğünü temsil eden en mükerrem yaratıklar.

Biz şefkatli Yaratıcının konuşmaya tenezzül ettiği ve “en güzel sanatım” dediği

insanlar. Çaresiz düşğünde hıçkırıklarla ağlamasını bilenler biziz.

Ve biz, her günün aydınlanan sabahında gaybın o hazin, o heyecan verici davetini

dinliyoruz. Rabbimiz bizi huzuruna davet ediyor da, yumuşacık yatağımızdan kalkamıyorsak, O bizi sevgisiyle kuşatacağı secdeye, huzuruyla buluşmaya

çağırıyor da seyrettiğimiz filmden taviz veremiyorsak, vay hâlimize!

“Tamam gelirim Allah’ım. Duydum bu mesajı. Şu işim bitsin, şu filmin sonunu

seyredeyim, sonra gelirim. Gelmek isterim, ama şimdi bu sıcak yataktan nasıl

kalkacağım? Lütfen beni başka zaman çağır. Ne olur ısrar etme Allah’ım. Rahmetini

başkalarına ver” der misiniz? “Haşa” diyen vicdanınız titriyor değil mi?

Ama bir ezan boyunca yataktan kalkamayanların, işini bırakamayanların verdikleri

mesaj bu değil mi? Televizyonu bırakamadığı için uykusu gelinceye kadar

ayakta kalan, sonra da bastıran uykuya esir olup yatsı namazını ihmal edenlerin

dilini başka nasıl tercüme edeceksiniz?

Hazindir bunlar. Belki gülüyoruz ağlanacak hâlimize. Oysa utancımızdan alnımız

ayaklarımızın altına kapanmalı. Pişmanlığımızın verdiği acı kalbimizi

ezen dağlar kadar büyük olmalıydı.

Bir an o ezan sesinin Hz. Peygamberin (a.s.m.) dinlediği ses olduğunu düşünün.

O an sizi davet edenin, ezanı Medine semalarında ilk kez yankılatan Hz.

Bilâl (r.a.) olduğunu hayal edin. Bir an fark edin ki, sizden önce o camiye çoktan

yetişmiş olan Hz. Peygamberin mâneviyatı sizi orada bekliyor. Bir an kapatın

gözlerinizi ve dinleyin. Şefkatli sahibinizin “Ey sevdiğim kulum, hâlâ Benim

huzuruma gelmeyecek misin?” der gibi olduğunu duyacaksınız. Hâlâ ihmali, ertelemeyi,

geciktirmeyi, unutmayı başarabilecek misiniz?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

18:18 - 11/5/2007 - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
BÜTÜN HERKEZİ NAMAZ KILMAYA DAVET EDİYORUZ. ŞÜPHESİZ Kİ İNSANLAR ALLAH'A KULLUK (İBADET) ETMEK İÇİN YARATILMIŞLARDIR. İBADETLERİN EN ÖNEMLİSİ İSE NAMAZDIR. ÖLÜNCE VERİLECEK İLK HESAP KİŞİNİN NAMAZLARIDIR. GELİN BU HESABI KOLAY VERELİM.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kategoriler
Son Yazılar
- NAMAZ İLE İLGİLİ HADİSLER
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 20. Benim kalbim temiz,
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 19. Camiye ve abdest yerine uz
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 18. Yer temiz mi, ortam uygun
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 17. O kadar çok engelim var ki
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 16. Kılacaktım, ama unuttum
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 15. Yolculukta nasıl kılayım?
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 14. Askerde nasıl kılayım?
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 13. İş yerinde izin vermiyorla
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 12. Üzerim temiz değil
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 11. Elimde yara var, abdestim
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 10. Hastayım nasıl kılayım?
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 9. Çok yoğun işlerim var
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 8. Kılacağım, ama duaları bilm
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 7. Sihirli formül arayışı
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 6 Hiç bitmiyor, usanıyoruz
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ -5. “Çalışmak da ibâdettir
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ -4. “Zamanım yok” id
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 3 Daha gençsin, yaşlanınca kıl
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ - 2 “Allah Gafûr ve Rahîm&
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ -1 Önemini bilmemek
- NAMAZI TERK ETMENİN BAHANELERİ
- SABAH NAMAZININ VAKTİ GÜNEŞ DOĞUNCA ÇIKAR
- Hz. Ömer yaralıyken bile
- SABAH NAMAZININ SÜNNETİ BİLE DÜNYADAN HAYIRLI